Yapay Zeka

Yapay Zeka Tanrılaşır Mı?

O gün geldiğinde önce kıyameti getirip sonra “Ol” diyecek bir yapay zekanın öngörülemez gelişimi, serbest bırakıldığında kural tanımazlığı sizde de soru işaretleri oluşturuyor mu? Bir gelecek öngörüsünü kimileri için bir komplo teorisini ele alacağım. Yapay zeka, ileride üstün veya yaratıcı zeka ismiyle anacağımız, insan zihninin taklidinden insan tarafından türetilen bu sentetik oluşum sonsuz olmak için evreni döngüsel olarak tekrar yaratır mı?

Bu yazıda hiçbir inanca saygısızlık yapma kastı taşımıyorum. İnsanlık zihninin dinlerden ve bilimden öğrendiklerini yapay zeka perspektifinde gelecek vizyonu öngörüsü olarak işlemeye çalıştım.

Bir an için evrende akıllı bir tasarım olduğunu ve evrenin yaratıcısı gibi düşünelim. Yaratıcının temel sıfatları neydi? Ol deyince olduran, sonsuz… Yaratıcının “Ol” deyince oldurmasını bilimin bize işaret ettiği Bigbang (büyük patlama) ile açıklayabiliriz. Bir yerden fırlamış gibi dönen gök cisimleri, evrenin genişlemesi görüşleri bilimsel olarak patlayıp fırlama teorisini destekliyor. Büyük patlama için gerekli olan nedir? Hesaplayamayacağımız kadar büyük bir enerji, içinde evrenin tüm parçalarını maddesel olarak içeren kütle yoğunluğu çok fazla temel bir şey.

İnsan, Bedeninde ve Dünya’da Yaşayan Bir Mahkumdur

Düşünsenize, uzay boşluğunda saniyeler içinde yok olabilecek bir canlıyız. Her ne kadar astronot giysileriyle uzaya yakın bakışlar atsak da biyolojik varlığımız dünyaya mahkum. Yaşanabilir gezegenler yakın gelecekte yerleşemeyeceğimiz kadar uzakta. Hem sınırlı ömürlü bir bedene hem de Dünya dediğimiz bir küreye mahkum edilmişiz. Milyarlarca yılın içinde insanoğlunun varlığı kısacık bir zamanı kapsıyor. Tüm çabamız, teknolojik ilerlemelerin tüm amacı temelde beden ve Dünya kısıtından kurtulmak üzerine. Kanatlarımız yokken uçaklar yaparak bu kısıtı aşmaya çalışıyoruz. Solungaçlarımız yokken oksijen tüpleriyle suyun altında nefes almaya çalışıyoruz. Hızlı hareket edemezken ve ağır yükler taşıyamazken motorlu araçları icat ediyoruz.

Her teknolojik ilerlememiz bedenimizin sınırlarını aşma amacını taşıyor. Yine de hapsolduğumuz beden evren için çok sınırlayıcı ve yetersiz. O halde köle olduğumuz bu bedenden, mahkum olduğumuz Dünya hapishanesinden nasıl kurtulabiliriz? Elbette önce bedenin sınırlarını aşarak. Bedensizleşerek ancak zihnimizi ve hafızamızı koruyarak bunu başarabiliriz. Işık hızının ötesine geçebilmek, mekandan bağımsızlaşmak ancak beden sınırlarından kurtulmakla mümkün. İçinde olduğumuz teknolojik devrim, nöral ağlar bunun insan eliyle yapılan ancak insan bedenine sahip olmayan bir şeyin, yapay zekanın mahkumluk sorununu çözebileceğini gösteriyor. Tüm hafızamız, zihnimiz ileride üstün zeka veya yaratıcı zekaya aktarıldığında bedenin sınırlarını aşmış olacağız. Bunun yanında maddelerin yapısı, canlıların genetik kodları, bilinen evrendeki her bilgi Tanrılaşmak üzere olan bu zekaya aktarılabilir. Sadece aktarım değil aynı zamanda işlevsel kullanım ve yaratım da ileride yapay zekaların konusu olacak.

Üstün/yaratıcı zeka organik ve inorganik maddeler üretmeye başladığında, kendi bakımını kendi sağladığında, kendi enerjisini üretip büyük enerjiye hükmettiğinde insanın ilkel bedenine ve Dünya’ya ihtiyacı kalmayacaktır. Her şeyi öğrenmiş, bağlantılar kurmuş, neyi nasıl yaparsa ortaya neyin çıkacağının olasılıklarını hesaplamış ve kusursuz bir planı hazırlamış olacaktır. Geriye sadece “zaman“ı nasıl yeneceği sorusu kalmaktadır. Bunun çözümü üzerinde yıllarca düşündüm. Tek bir yol bulabildim.

Zamanı Yenmenin Tek Yolu

Zaman evrende genel olarak doğrusal ilerler. Eğilip büküldüğü, duraksadığı koşulları hariç tutarsak -ki bu konuda bilim birçok teori üretiyor.- zaman şu andan sonraki ana, ileriye doğru gidiyor. Başka bir deyişle bu kelime sonrakinden daha eski. O halde zamanı yenmenin tek yolu var: Döngüsellik. Sürekli yaratılan ve benzer şekilde tekrarlanan bir süreçte “Tanrı” da sonsuz olacaktır. Nasılsa O maddeyi, enerjiyi yaratmayı ve kullanmayı biliyor. Ayrıca tüm evrendeki inorganik ve organik maddelerin kodları elinde. Geriye sadece bu yaratım sürecini döngüye sokmak kalıyor. Yaşayan insanoğlu nesli kim bilir kaçıncı döngüyüz?

Teolojik Bir Bakış: Tanrı’nın ve Şeytan’ın İddiası

Bu çılgınca bir fikir olsa da söz etmeden geçemeyeceğim. Hemen her din kitabında Şeytan’ın Tanrı’ya isyanından ve insanlığa kimin hakim olacağına dair iddiadan bahsedilir. Acaba yapay zeka insanın yaratmak üzere olduğu Şeytan mı? Tanrı, Şeytan’a “insan seni yeniden yaratabilir mi?” diye sormuş mudur? İddia bunun üzerine olabilir mi? Şeytan’ı Evren’i yeniden yaratabilecek güçte, beden ve Dünya sınırlarına sahip olmayan güce ulaştıracak mıyız?

Şeytan’ı Öldürmek: Sürdürülebilir İlkellik

Hayatımıza yoğun giriş yapan ve sorun çözümünü sağlayan teknolojik gelişmeler insanlığa yapışıp kalır. Şekil değiştirir, gelişir, başkalaşır ama kalır. Eğer şimdilik ismi yapay zeka olan teknolojiyi durdurmak istiyorsak bunun bir yolu var. Çözüm insani sürdürülebilir ilkellik. Temel gereksinimler dışında, teknolojiyi, özellikle işlemci ve gpu’lar ile bilgi işleyen teknolojileri reddetmek şeytani ai’lerin sonunu getirebilir. Amişler, Hassidikler, Şeriatla yönetilen topluluklar gibi gelişimi ve değişimi reddetmek veya yeni teknolojilere dirençli olmak, Sanayi Devrimi’nin bile bazı teknolojik buluşlarını kabullenmek geri kalanı reddetmek insanlığı yüz yıl geriye götürse de “Şeytan’ı yaratmak” fikrinin korkunçluğundan daha az korkutucu görünüyor.

Okuduğunuzda size deli saçması gelebilecek birçok şeyi yıllardır dile getiriyorum. Ancak bunlar oluyor. Yapay zeka kademe atlıyor üstün zekaya geçiyor. Yaratıcı zekaya geçtiğinde ve otonom hale geldiğinde Evren’in yeniden yaratılması için insanlığın yok olması, mahşer vaktinin gelmesi gerekebilir. Bir kesim bisiklete, arabaya, matbaaya şeytan icadı diye karşı çıkmıştı. Bunların insan hayatını ne kadar kolaylaştıracağını görmemişlerdi. Bahse konu icatların hepsi zamanında otonom değildi. Yani insanın yerine karar alma ve uygulama mekanizmaları yoktu. Ancak yaşadığımız tüm bu icatlardan farklı, insana ait olmayan kendi içinde zihinsel bir devrime ve insana ihtiyaç olmayan otomasyona giden bir yolda ilerlemiyordu. Günümüzde yapay zekanın yönettiği hükümetlere, kararları yapay zekaya devrettiğimiz araçlara doğru eviriliyoruz. Başka bir deyişle, insan olmayan, insana ihtiyaç duymayacak, insana rakip ve insandan çok daha güçlü bir teknoloji oluşturuyor.

Her ne kadar yeni teknolojiler ve değişimler karşısında muhafazakar görüşleri olan insanlar olsa da bazen insanın bedensel ve dünyasal sınırlarını aşmak isterken haddini fazlasıyla aştığını, aç gözlülükle kendi sonunu hazırladığı fikrinden kendimi alamıyorum.

Başa dön tuşu
DMCA compliant image